| |||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR
|
Hülya ve Tayyip!
"İki Cambaz Bir İpte Oynarmış (!)"
Cep Tv Londra “İki Cambaz Bir İpte Oynarmış (!)” Tribünlerde ülkemin “malûm” insanları olduğu sürece, kim demiş “iki cambaz bir ipte oynamaz” diye. Hülya Avşar ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 09 Haziran 2008’de yayınlanan röportajı, iki cambazın bir ipte pek ala oynayabileceğini göstermesi bakımından ilginçti. Hazır söz atasözlerinden açılmışken, ikilinin ekran karşısındaki buluşması için eskilerin deyimiyle “ağyarına mani, efrâdına cami” bir yorum yapacak olursak “tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” atasözü durumu özetler. Hülya Avşar, henüz program yayınlanmadan önce gazetecilere; “benim programıma katılması gerçekten akıllıca, zekice bir davranıştı. Çünkü Sayın Başbakan'ın kendisini en iyi ifade edebileceği platformlardan biri benim programımdı. Halka ulaşmak için iyi bir yol olduğunu düşünüyorum” şeklinde demeç verdi. İlk duyuşta bu sözler fazlaca iddialı gelse de, programı izledikten sonra kendisine hak vermemek mümkün değil. Erdoğan’ın bu demece yönelik bir eleştirisine rastlamadım. “Şöhretli” olması dışında hiçbir “vasfı” olmayan bir kadının, Başbakan’ın halka ulaşmasının yolunun kendi programından geçtiğini ima eden sözlerini belli ki Erdoğan Başbakanlık makamının yerlerde sürünmesi biçiminde algılamamış. Demeçten anlaşıldığına göre, iktidara gelmek için her yolun mübâh olduğunu düşünen Başbakan’ın derdinin “halka ulaşmak= halktan oy almak” olduğunu iyi bilen Hülya Avşar, en son Alevi oyları için ava çıkan Başbakan’ın yolunu keserek, “buraya da buyurun, selilütlerimden dolayı tenis kortlarında eskisi gibi frikik veremesem; yere çömelip, popomu sallayarak şarkı söyleyemesem de hala geniş bir hayran kitlem var. Programıma gelin birazda onlara oynayın, avlanın” dercesine bir davette bulunmuş. Günlerce röportajın reklamını yaparak bir taşla iki kuş vurmayı hedefleyen bayan akıllı, Başbakan’ı Emine Hanım sayesinde ikna etmiş. (Kanımca Emine Hanım izin vermese de Sayın Başbakan gelirdi.) Hırs ve çaresizlik öyle denenmemiş yolları denettirir insana. Avşar’ın megaloman tavırları hakkında içimden “bu kadarı da fazla” diyerek röportajı izlerken rektörlere, yargıçlara, hâkimlere, Anayasa Mahkemesi üyelerine vb. “siz kim oluyorsunuz” diyebilen bir Başbakan’ın bu anlamda O’ndan pek de farkı olmadığını düşündüm. İkilinin megalomanlık konusunda “tencere dibin kara seninki benden kara” dedirtir cinsten muhteşem uyumu gerçekten görülmeye değerdi. İlerleyen dakikalarında ikilinin başkaca benzer yanları olduğunu fark ettim. Şöyle ki: İkisi de, “şöhreti” skandal yaratarak yakalamış ve o gün bu gündür skandalları, gündemde kalmanın vazgeçilmez yolu olarak görmekteydiler. Farkında olmasalar da, ikisi de gücünü cahilliğin verdiği cesaretten almıştı. Biri siyasetin, diğeri sanatın içini boşaltarak, taşımakta zorlandıkları bir şöhret ve servet edinmişlerdi. Patavatsızlık, pervasızlık ve gaf konusunda da, birinin ötekinden aşağı kalır yanı yoktu. Keza Başbakan’ın “ananı da al git” sözünü, kendiside “ana” olan Hülya Avşar’dan başka beğenen bir kadına rastlayamamamız aralarındaki üsûp uyumunun açık göstergesi değil mi? Dikkat edildiğinde ikisinin de eleştiriye hiç gelemediğini, tahammülsüz olduklarını, en ufak eleştiri karşısında haddinden fazla kabalaşarak karşı sesleri bastırmaya ya da “atın şunu dışarı” komutuyla susturmaya çalıştıklarını görürüz. İkisi de, “amaçları” için “her yol mübâh” anlayışını benimsediklerinden, savundukları değerler ile yaşamları tezat içerisindedir. Muhafazakarlarının oyunu alarak seçilen Başbakan ile her fırsatta “modern” olduğunu vurgulayan bir şarkıcının birbirine olan hayranlığı bu tezadı açıklar niteliktedir. İkisi de, bilgisizliklerini kapatmak için ezber laflara sığınırlar. Malumunuz Başbakan sıkıştığı yerde şiir/şarkı dizesi ile ayet ve hadisleri; Hülya Hanım ise Zehra, tenis, aşk, aldatma, dörtlemini ısıtıp ısıtıp önümüze koyar. Sözün özü, program boyunca birinin “erkek”, diğerinin “dişi” olması dışında kişilik özellikleri açısından aralarında hiçbir fark göremedim. Program sonrası, Hülya Hanım’ın gazetecilere görüşmenin perde arkasına dair anlattıklarına baktığımızda gerek program sırasında, gerek öncesi ve sonrasında “körler ile sağarlar birbirini ağırlar” hesabı ikilin hasbıhâl ettikleri anlıyoruz. Her yönüyle tarihi ve talihsiz bu röportajın, kuşkusuz en çok tartışılacak yanı Hülya Hanım’ın “şahsen Başbakan beni çok rahatlattı” cümlesi olmuştur. Gerçi Hülya’nın bu sözleri manşetlerde yer aldığı biçimde müstehcenlik içermese de, magazin basınına malzeme vermesi bakımından ilginç. Yanılmıyorsam, hiçbir Başbakan bu tarz müstehcen esprilere sebebiyet verecek programlara katılmamıştı. Programı izlerken aklıma şu soru takıldı: Sevgili Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun”dan sonra çekmeyi planladığı “Beş Maymun” filmi için cast şirketleri harıl harıl oyuncu aramaya başlamış. Acaba ilgili cast şirketi yöneticileri bu programdan sonra “biri erkek”, “diğeri dişi” iki medya maymununa başrol teklifi götürmeyi düşünmez mi? ÖZGÜR IRMAK KURT
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||
|
Anasayfa | Gizlilik Hakları | Hakkında | İletişim | Linkler | Online Mp3 Müzik | Online Tv izle | Oyun-Game | Reklam | Sponsorlar | Tv Dizileri | Videolar Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı 'İngiltere' 'Londra' 'Avrupa' Türk haber
sitesi . Cep Tv Haber - İngiltere |
|||||||||||||||||||||||||||