| |||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR
|
Üç Maymun
"Üç Maymun", "81'inci Akademi Ödülleri"nde Türkiye'yi temsil edecek.
Cep Tv Londra Özgür Irmak Kurt'un Yorumu 61. Cannes Film Festivali’nde “Üç Maymun” filmiyle “en iyi yönetmen” ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan’ın davetlilere yaptığı kısa konuşmayı ana haber bülteninde duyduğum an önce sözcüklerin büyüsüne kilitlendim. Sonra o sözcüklerin kirli yüzlerin uğultulu seslerinden farkını anlamaya çalıştım. Dostla içilmiş sade kahve tadında kurduğu o cümle akşam boyunca belleğimde çok hoş bir tat bıraktı. Saatler geçti cümlenin büyüsü geçmediği gibi, kendi kendime her tekrar edişimde muhteşem bir lezzet kaldı damağımda. Ertesi ve takip eden günlerde, gelen tepkilerden anlaşıldı ki sadece bende değil hemen herkeste aynı tadı bırakmıştı. O akşam “bir sevgi ancak bu kadar güzel, bu kadar sade anlatılabilirdi” dedim kendi kendime. Sonrasında sözün büyüsünden sıyrılıp, daha realist yaklaşım geliştirerek edebi açıdan baktığımda sevgiyi çok daha güzel ifade eden şair ve yazarlarımız olduğunu anımsadım. O halde fark edebî açıdan ziyade temada olmalıydı. Ancak bu temaya siyasetçilerin, askerlerin, bürokratların demecinde hemen her gün rastlıyorduk ve bırakınız tat almayı tiksinti hissettiğimize göre fark temada da olamazdı. "Tutkuyla sevmek", "güzel ülke", "ithaf etmek" gibi sıkça duyduğumuz sözlerin doğru yerde, doğru an ve tonda söylenişindeydi sözün büyüsü. “Sanatçı olmak tam da böyle şey” dedim içimden. Sıradan bir kaç malzemeyle enfes bir pasta yapmak gibi bir şey. Bir taraftan Tanrının dağıtmakta cimri olduğu yaratma yetisi karşısında kıskançlıkla karışık bir saygı duyarken, diğer taraftan ulusum adına gurur duydum. Şiirsel, onurlu ve biraz da hüzünlü cümlesinde ödülünü “yalnız ve güzel” ülkesine armağan eden o güzel insan, zaman zaman tanık olduğumuz “söz mü önemli, kim tarafından söylediği mi” tartışmalarına da bir açıklık getirerek “sözün naifliği ancak söyleyenin içtenliği ile birleştiği an bir anlam ifade ettiği, aksi durumda “lakırdı”dan öteye gidemediğini göstermiştir. Son yıllarda filmin sanatsal değeri kadar, yönetmeninin sözlerinin de geniş yankı uyandırışına hiç kuşkusuz Sırrı Süreyya Önder ile tanık olduk. Kanımca bu gelişme Türk sinema tarihi açısından oldukça önemli. Türk sineması Yılmaz Güney’den sonra uzun yıllar kapitalist sömürünün aracı olmaktan öteye gidemiyorken S.Süreyya Önder’in “Darbecilere Başkaldırı Beyannamesi” diye nitelendirilebilecek röportajları yüreklerimize su serpmişti. Oldukça net bir siyasi duruşuyla sosyolojik ve felsefi bir duyarlılığını sanatıyla birleştiren S.Süreyya Önder’in iç siyasete dair verdiği “bu ülkenin, acemi jokeylerin istendiği gibi at koşturacakları bir meydan olmadığı,” mesajından sonra, Nuri Bilge Ceylan’ın dış siyasete dair “yalnız ve güzel” ülke mesajı G.O.R.A., Recep İvedik, Emret Komutanım, Hababam Sınıfı (Yeni ve uyduruk versiyonundan bahsediyorum orijinaline bir sözüm yok) gibi abuk subuk film devrinin bittiğinin ve yeni bir dönem açıldığının göstergesidir. Ceylan o kürsüde “bu ödülü tutkuyla sevdiğim hayat arkadaşıma, eşime” armağan ediyorum demiş olsaydı eleştirilebilirmiydi? Hayır. Bir şey kaybedermiydi? Hayır. Aksini söylemiş olsaydı örneğin: “Bu ödülü insan hak ve özgürlükleri gibi en temel konularda bile büyük sıkıntı ve sancıların yaşandığı ülkemde aydınlık yarınlara armağan ediyorum” demiş olsaydı yanlış bir şey söylemiş olurmuydu? Hayır. Eleştirilirmiydi? Hem evet, hem hayır. Boyalı basın Ceylan için “vatan haini” manşetleri atarken dış basın övgüler yağdıracaktı ve bu tartışmalar dünyaya açılmak isteyen bir yönetmen için kaçırılmaz bir fırsat yaratmış olacaktı. Ceylan bu tarihi fırsatı kaçırmamış olsaydı reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı ile reklamını yaparken filmi daha çok gişe yapacaktı. Böyle bir fırsat milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayan zat-ı muhteremlerin eline geçmiş olsaydı ne derlerdi diye düşünüyorum da… Şu anda “vatan sevgisini diline dolayarak” önemli makamlara gelip tabiri caizse “etrafı kırıp geçirirken deveyi hamuduyla götüren bu insanlar” ülkemize atıp tutarak rant elde edebileceklerini bilseler eminim ki bu fırsatı asla kaçırmazlardı. Bana göre Nuri Bilge Ceylan'ın ödül konuşmasının “en çarpıcı” ve “en dokunaklı” bölümü o kişilerle farkını ortaya koymuş olmasıdır. Ne diyelim göğsümüzü kabartan Nuri Bilge Ceylan’ın ağzına ve yüreğine sağlık. ÖZGÜR IRMAK KURT
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||
|
Anasayfa | Gizlilik Hakları | Hakkında | İletişim | Linkler | Online Mp3 Müzik | Online Tv izle | Oyun-Game | Reklam | Sponsorlar | Tv Dizileri | Videolar Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı 'İngiltere' 'Londra' 'Avrupa' Türk haber
sitesi . Cep Tv Haber - İngiltere |
|||||||||||||||||||||||||||