İngiltere Haber

Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Top List Mp3 Dinle

'İngiltere' 08.08.08

» Online 2  
» Bugün 1727  
» Toplam 330056  
» IP | 38.103.63.60
»Londra ziyaretiniz

Kahire ve Piramitler

Kahire ve piramitleri izleyin. Tarih ve gece hayatı bakımından, Mısır'ın başkenti Kahire dünyanın kalbidir

Kategori  Kategori : Cep Ansiklopedi
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 313
Tarih  Tarih : 07 Kasım 2008 09:24

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Cep Tv Londra

Kahire’de nereye giderseniz gidin cami kubbelerinin ve minarelerinin düşsel mimarisinin karmakarışık çatılar arasından yükselişine tanık olursunuz. Şehir İslami sanatın zengin bir geleneğini saklar, hatta zamanın karanlık örtüsü bile onların güzelliğinden bir şey kaybettirememiştir. Tahrir Meydanı’ndan doğuya doğru gidip, 19. yüzyıl tarihli Cumhuriyet (Abidin) Sarayı’ndan geçip Maher Meydanı’na ulaştığınızda kalabalık bir pazar yerinin ötesinde ortaçağ şehir surlarına inşa edilmiş heybetli bir kapı olan Bab Zuveyla’nın silindir biçimindeki burçlarını göreceksiniz. Geçmişte, mahkûm edilen suçlular ceza olarak bu kapı asılırmış.

Bu kapının üzerinde yer alan iki minare, aslında 1420 yılında Memlûk Sultanı El-Müeyyed tarafından tamamlanan bitişikteki camiye aittir. Bu sultan Bab Zuveyla’nın ünlü zindanına hapsedildiğinde, eğer kurtulursa bir cami yaptıracağına yemin etmiş. Serbest kaldığında seçkin taş işçiliğine ve hoş bir avlu bahçesine sahip çok güzel bir bina yaptırmıştır. Burada Segn’i (zindanı) gördükten sonra, harika manzarayı seyretmek için merdivenlerden Bab Zuveyla’nın üstüne çıkabilirsiniz.

Piramitlere uydudan bakış


Video El Haram Primaitler


Discover Egypt Video

El-Muizz li-dinilah’dan kuzeye doğru devam ettiğinizde Medrese’ye ve Kansu Gavri’nin Mezarı’na ulaşacaksınız. Bu görkemli medreseler kompleksi, müze ve medrese son Memlûk sultanlarından Kansu Gavri tarafından yaptırılmıştır. Batıdaki Medrese haç şeklindeki bir plana ve baca biçiminde şerefeli, sıradışı dikdörtgen biçimli bir minareye sahiptir. Karşısında yer alan anıtmezarın kubbesi günümüzde yıkılmıştır ve kültür merkezi olarak hizmet vermektedir. “Kansu Gavri Sarayı” olarak bilinen Kansu Gavri’nin Mezarı restore edilmiş ve ziyarete açılmıştır; burada, sürekli sergiler düzenlenir ve her Çarşamba ve Cumartesi akşamları girişin serbest olduğu Dervişlerin Sema gösterisi yapılır.

Buradan birkaç adım kuzeye yürüyüp sağa döndüğünüzde, 16. yüzyılda inşa edilmiş olan Kansu Gavri kervansarayına ulaşacaksınız; burada pek çoğu satılık olan el işi hediyelik eşyalar sergilenir.

Biraz ileride solda İslam’ın en ünlü öğreti merkezi olan El-Ezher Camisi ve Üniversitesi yer alır. Adı Arapça’da \'muhteşem\' anlamına gelir; azametli kapıları ve peri masallarını andıran minareleriyle İslami mimarinin coşkusunu temsil eder. Yapımına İS 970’te başlanan Fatima ez-Zehra (Hz. Muhammed’in kızı) Camisi, daha sonra minareler, kapılar, kütüphaneler, öğrenciler ve hacılar için yapılan han eklenerek genişletilmiştir.

Etrafında han odalarının sıralandığı güneşli avludan Büyük Salon’a doğru geçince iki tane mihrap göreceksiniz. El-Ezher hâlâ bir üniversitedir; hukuk, tıp ve ilahiyat okumak üzere tüm İslam dünyasından gelmiş olan 30.000 öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır.

Kahire’nin meşhur el işi pazarı Han El-Halili’ye ulaşmak için El-Ezher Caddesi’nin kalabalık trafiğiyle baş etmeniz gerekir. Mısır’ın tüm ziyaretçileri için burada alışveriş yapmak bir zorunluluktur, ancak burası sadece bir turist pazarından ibaret değildir. Kahireliler de paha biçilmez mücevherlerden süs eşyalarına ve ev gereçlerine kadar her şeyin satıldığı küçük dükkânları doldururlar.

Pek çok dükkân da birer sanat eseridir; çok güzel süslemeler, ahşap kapılar, ince taş işlemeleri, yerlerde ve sedirlere serilmiş halılar, sandal ağacı ya da tütsü kokularıyla kaplanmış iç mekânlar.

Dükkân sahibinden atölyesini gezdirmesini rica ederseniz, sizi çatı arasındaki dağınık bir odaya götürecektir. Burada zanaatkârın bakır üzerine yaptığı girift kakmaların ya da gümüş ve altından yaptığı ince işlemelerin ne kadar zor olduğuna tanık olacaksınız. Herhangi bir el işi eşyanın yaratılması için harcanan emeği görünce, fiyatların aslında gayet makul olduğunun farkına varacaksınız.

Hastane, medrese Sultan Kalavun’un anıtmezarı ve camiden oluşan görkemli Kalavun Camisi kompleksine varmak için El-Muizz li-dinillah’a geri dönün. Bu kompleks 1293’te tamamlanmıştır; İslami tarzda zengin bir biçimde işlenmiş olan ön cephesi aynı zamanda Fransa’dan getirilen Haçlı mimarisinin izlerini de taşımaktadır. Karanlık bir geçidin sonunda yer alan Sultan’ın Anıtmezarı’nı mutlaka ziyaret edin, buradan sola dönünce mükemmel bir salonla karşılaşacaksınız. Müslüman el sanatının seçkin bir örneği olan ince işlemelerle yaldızlanmış tavana özellikle dikkat edin.

Bitişikte yer alan, 1836 tarihli Sultan Berkuk Medresesi’nin ihtişamı Sultan Kalavun’unki ile yarışır. Büyük bir özenle işlenmiş tunç kapıdan geçip koridorun sonundan sağa dönüp tekrar tunç kapılardan geçtiğinizde, kendinizi gök mavisi bir zemin üstünde altından işlemelerle kaplanmış bir sayvanın karşısında bulacaksınız. Buradaki görevli memura verilecek bir miktar bahşiş Sultan Berkuk’un kız kardeşinin gösterişli mezarının kapılarını açacaktır.

Misafirhane Berkuk Medresesi’nden fazla uzak olmasa da, dar sokakların labirentinden sizi oraya götürecek bir rehber gerekecektir. Bu iş için civarda oturan bir çocuğa rica etmeniz yeterli olur; isteğiniz memnuniyetle yerine getirilir. Misafirhane onsekizinci yüzyılın sonlarına doğru Memlûk tazında inşa edilmiş bir konaktır. Ana salondaki girift bir biçimde işlenmiş tavana dikkat edin.

Restore edilmiş sıradışı bir ön cepheye sahip 1125 tarihli El-Akmar Camisi’ni görmek için El-Muizz li-dinillah’a geri dönün. Bir iki adım kuzeyde sağ tarafta iki yüzyıl önce El-Ezher’in yöneticisinin konutu olan Beyt es-Suheymi yer alır. Bu konak iki geleneksel bölüme ayrılmıştır: Erkek misafirlerin kabul edildiği selamlık ve kızları ile eşinin yaşadığı haremlik. Ana kabul odasının açıldığı salondaki yüksek oturma yerleri aile reisinin yüceliğini simgeler. Üst katlar, vitraylar, Osmanlı çinileri ve ahşap kafes biçimindeki izleme yerleri (müşrefiye) haremliği bir saraya çevirmiştir.

Ortaçağ Kahire’sinin şehir duvarlarına doğru yaklaştığınızda, büyük El-Hakim Camisi sağ tarafta yükselir. Bu caminin inşası, deli halife El-Hakim tarafından 1013’te tamamlanmıştır. Cami o dönemden sonra Bahara Müslüman tarikatı tarafından yenilenmiştir.

Yakınlarda 11. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen şehir duvarlarının bir parçası olan Bab’ün-Nasr ve Bab’ül-Fütuh kapıları vardır. Bu duvarlar yıllar boyunca yenilenmiştir, en geniş çaplı restorasyon da iki yüzyıl önce Napoléon’un askerleri tarafından yapılmıştır. Askerlerin, kulelerin ve burçların taşlarına kazıdığı isimler hâlâ okunulabilir durumdadır.

Piramitler

Gize
Gize piramitlerinin şaşırtıcı yönü, onların tahmin edilebileceği gibi çölün ortasında değil, Kahire’nin güneydeki kenar mahallelerinin yakınında, Piramitler Caddesi’nin sonunda yer almasıdır. Ancak, bu mimari harikalarının bir dizi otel ve iş yerinin arkasında göze çarpması biraz tuhaf bir görüntü yaratmaktadır.
Garip bir şekilde çöl aniden başlar ve uzaktan mükemmel görülen geometrik şekiller yaklaştıkça sırlarını ele verir. Her piramit milyonlarca dev taş bloktan yapılmıştır ve yüzeyleri gerçekte kocaman basamaklardan ibarettir; uzaktan ilk başta göründükleri gibi düz değildir. Boyutlarının uzaktan algılanmasını sağlayacak kapıları ya da pencereleri olmadığı için, tekdüze biçimleri yanlarına gidene kadar aldatıcı bir manzara yaratır; ama yanına yaklaştığınızda, bu insan eliyle yapılmış dağların görkemi ürkütücüdür.

Gize piramitleri, Eski Krallığın 4. sülale döneminde İÖ 2600 civarında inşa edilmiştir. Üç piramit arasında en büyüğü olan 137 metre yüksekliğindeki Keops Piramidi iki buçuk milyon devasa taş bloktan yapılmış, Antik Dünya’nın Yedi Harikası’ndan ayakta kalan tek yapıdır. Üzerine tırmanmak (Kahire ve Nil’i daha iyi görmek için çekici gelse de) kesinlikle yasaktır. Büyük Piramidin içini gezmek istiyorsanız, yapının ürkütücü derinliklerinde yer alan Keops’un lahtinin bulunduğu mezar odasına kadar rehberi izlemeniz gereklidir; bu gezi kapalı yerlerde kalma korkusu olanlara pek tavsiye edilmez. İçerideki nem oranının kontrol altında tutmaya yönelik bir havalandırma sisteminin kurulması için 1998 yılının sonuna kadar Büyük Piramidin iç kısmı ziyarete kapalı tutulmuştur.

Kefren Piramidi Büyük Piramit’ten sadece 0,6 metre daha alçaktır, fakat daha yüksekte yer aldığı için uzaktan daha büyükmüş gibi görünür. Zamanında bütün piramitlerde bulunan pürüzsüz taşlar, bu piramidin tepesine doğru hâlâ görülebilir. İçinin gezilmesi Keops Piramidi’ne göre kolay olsa da, bir rehberle gezmekte fayda var.

Üç piramitten en küçüğü olan Mikerinos Piramidi (66 metre) Gize’de inşa edilen son piramitti. Hepsinin etrafında firavun ailesine, memurlara ve aristokratlara ait çok sayıda mastaba bulunmaktadır.

Firavun Kefren’in yüzünü taşıyan Sfenks onun mezarını korumak için inşa edilmiştir. İzleyen 1.000 yıl içinde rüzgârın taşıdığı kumların altında kalmıştır. Pençeli ayaklarının arasında yer alan dikili taştaki kitabeye göre IV. Tutmosis (İÖ 1425-1408) tarafından kumlar temizlenmiş ve heykel restore edilmiştir. Yaklaşık 3.000 yıl sonra ise Memlûkler tarafından topçu talimlerinde kullanılmıştır. Sfenks günümüzde sürekli bakım ve restorasyonla korunmakta, Londra’daki British Museum’da bulunan burnunun geri getirilmesi de umutla beklenmektedir. Yaklaşık 10 yıl süren kapsamlı restorasyon çalışmalarının sonunda Sfenks Mayıs 1998’de yeniden ziyarete açılmıştır.

Hemen yanında bulunan Kefren Tapınak Mezarı kaymaktaşından tabanı ve fevkalade güzellikteki büyük granit sütunlarıyla dikkate değer. Aynı zamanda, 1954’te tapınak civarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Lübnan sedirinden yapılmış birkaç kayıktan biri olan güneş barkasına da dikkat edin. Keops’un ruhunu Öte Dünyaya taşımak için yapılmış olan sal, Büyük Piramidin güneyindeki küçük bir müzede sergilenmektedir.

Piramit
Eski Mısırlıları ölülerini höyüklerin altına gömmeye iten fikir zamanın gizemleri arasında kaybolup gitmiştir. Asıl amaç ne olursa olsun, insan eliyle inşa edilen en hayret verici yapılar, bu erken döneme ait tuğlayla kaplanmış tepelerden oluşan mezarlardan doğdu. Büyük Keops Piramidini inşa etmek için 100.000 kişinin 20 yıl boyunca çalıştığı söylenmektedir.

Erken dönem mezarları (mastabalar) dikdörtgen şekilli ve düz tavanlıydı. İmhotep, firavun Coser’in mezarını inşa etmek için birkaç mastabayı üst üste koyduğu zaman piramitler çağı da başlamış oldu. Pek çok dev anıt, mimarisi bakımından karmaşık değilmiş gibi görünmekte, ancak gerçekte onların basitliği, erken dönemlerdeki Mısırlıların dini inançlarına ilişkin karmaşık tasarımlar dünyasını gizlemektedir.

İsmail Yılmaz / Londra

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

İngiltere'yi Seviyor musunuz?




Tüm Anketler

Anasayfa | Gizlilik Hakları | Hakkında | İletişim | Linkler | Online Mp3 Müzik | Online Tv izle | Oyun-Game | Reklam | Sponsorlar | Tv Dizileri | Videolar
Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

 'İngiltere' 'Londra' 'Avrupa' Türk  haber sitesi .
© 2008 by Cep Tv UK News Great Britain / Birleşik Krallık / Londra
 

Cep Tv Haber - İngiltere
Supporters | Yazar Girişi