İngiltere Haber

Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Top List Mp3 Dinle

'İngiltere' 08.08.08

» Online 2  
» Bugün 1162  
» Toplam 424752  
» IP | 38.103.63.60
»Londra ziyaretiniz

Büyük Britanya Yönetimi

Bugün İngiltere tahtında Kraliçe II. Elizabeth bulunmaktadır. Edinburgh Dükü Prens Philippe ile evlidir

Kategori  Kategori : Cep Ansiklopedi
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 272
Tarih  Tarih : 07 Kasım 2008 09:31

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Cep Tv Londra


İngiltere’nin yönetim biçimi anayasal monarşidir. En üstte aynı zaman da devlet başkanı olan kral veya kraliçe bulunur. Şu an İngiltere’de devlet yönetiminin başında Kraliçe II. Elizabeth bulunmaktadır. Ancak bugünün İngiltere’sinde kraliyet ailesinin varlığı semboliktir. Yani devlet yönetiminde bağımsız hareket etmeleri söz konusu değildir. Bugün İngiltere’de bir kraliyet ailesinin bulunma amacı yıllardan beri süregelmiş bir geleneği bozmamaktır. Kraliyet ailesi ülkeyi temsil etmek için vardır, yönetmek için değil. Ancak zaman zaman kraliyet ailesinin ülke yönetimi konusunda fikir beyan ettiği de olmaktadır.

 

Yönetimde doğrudan söz sahibi olmadıkları halde kral veya kraliçenin mutlaka onaylaması gereken kanunlar da vardır. Örneğin parlamentonun açılması, yasa tasarılarının kabul edilmesi gibi. İngiltere’de yasama yetkisini elinde bulunduran güç parlamentodur. ( Channel Adaları ve Man Adalarının kendi kanunları vardır.) Parlamento Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasından oluşur. Avam kamarası seçimle iş başına gelir. Lordlar kamarası ise veraset veya atama yoluyla oluşur.

 

Parlamento binası Londra’daki Westminster Sarayıdır. Burası 16.yüzyıla kadar kraliyet ailesine ev sahipliği yapmıştır. Ancak Westminster sarayı bir yangın sonucu önemli ölçüde zarar gördüğünden 19. yüzyılda yeniden inşa edilmiştir. Sarayın saat kulesi Big Ben Londra’nın sembolüdür. Ve her yıl milyonlarca turistin akınına uğramaktadır. İngiltere’de ilk demokrasi hareketleri 1265 yılında başlamıştır. III.Henry ilk parlamentoyu kabul etmek zorunda kalmıştır. Bugün Westminster parlamentosu dünyadaki pek çok demokrasi için model teşkil etmektedir.

MONARŞİ

İngiliz Kraliyet Ailesi, dünyada en uzun süre saltanat sürmüş, en ünlü kraliyet ailesidir. 1649–1660 yılları arasında yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olmasına rağmen yaklaşık bin senedir hâkimiyetini korumaktadır. Ülkenin başında hükümdar denilen bir kral veya kraliçe bulunmaktadır.

 

Bugün İngiltere tahtında Kraliçe II. Elizabeth bulunmaktadır. Edinburgh Dükü Prens Philippe ile evlidir. Kraliçe ve Prens Philippe’in dört çocukları bulunmaktadır. Bunlar: İngiltere tahtının veliahdı Prens Charles (Galler Prensi), Prenses Anne ( Resmi Prenses ) , Prens Andrew ( York Dükü) ve Prens Edward’dır. (1999’da evlenmiştir.) Kraliyet ailesinin yaşamı halk ve medya tarafından yakından takip edilmektedir. Kraliçe Elizabeth bugün 90’larında ancak hala güçlü ve enerjik gözükmektedir. Kraliçenin kız kardeşi Prenses Margaret yakın bir zamanda yaşama veda etmiştir. Çok sevilen bir prenses olan Margaret’in ölümü halkı üzüntüye boğmuştur. Kraliyet ailesinde ayrıca Kral V.George’un çocukları Henry (Glocouster Dükü), George (Kent Dükü) ve Ann bulunmaktadır.

 

Kraliyet ailesinin pek çok üyesi hayır dernekleri ve yardım kuruluşları için çalışmaktadır. Özellikle de Birleşmiş Milletler Çocukları Kurtarma Fonunun ( UNICEF) Başkanı olan Prenses Anne tüm dünyayı dolaşmaktadır. Prens Charles’da İngiltere’nin mimari eserleri için çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca büyük şehirlere göçleri önleme projeleri de vardır.

 

İngiltere kraliyet ailesinin bugün yasal bir gücü bulunmamaktadır. Yıllardan beri süregelmiş bir İngiliz geleneğini bozmamak amacıyla bugün varlığını sürdürmektedir. İngiltere için sadece bir semboldür. Devlet parlamento tarafından yönetilmektedir. Kraliçe ise devlet resepsiyonlarından, törenlerde parlamentonun açılışından ve önemli yabancı misafirlerin ağırlanmasından sorumludur. Ayrıca dernek çalışmalarına katılmaktadır. Her yıl Temmuz ayında kraliçenin doğum günü için resmi bir tören düzenlenir. Kraliçe ve Kraliyet ailesi yılda pek çok kez ülke içine ve İngiliz Uluslar Topluluğu ülkelerine seyahatler yaparlar.

 

Kraliyet ailesinin masraflarının %85’i devlet daireleri tarafından karşılanır. Bunlara sarayın masrafları, kraliyet uçağı ve kraliyet treni dahildir. Kraliçenin personeli ve görevini yerine getirebilmek amaçlı yaptığı tüm masraflar da hazineden karşılanmaktadır. Ancak tüm bu masrafların listesi parlamento tarafından gözden geçirilmektedir. Ayrıca hazine tüm kraliyet ailesi üyelerine yıllık belirli bir maaş vermektedir. Bir tek Prens Charles buna dahil değildir. Çünkü Galler Prensi “Duchy Of Cornwall” adını taşıyan bir arazinin gelirini almaktadır. Kraliçenin İngiltere’nin en zengin insanı olduğu tahmin edilmektedir. Ancak sahip olduğu varlıkların büyük bir çoğunluğu devlete aittir.

İngiltere’de ve dünyanın dört bir yanında Kraliyet ailesi adeta bir pembe dizi gibi izlenmektedir. Kimi zaman sansasyonel haberler çıkmakta, kimi zaman Prens Charles’ın çapkınlıkları gazeteler manşet olmaktadır. Sonuç olarak kraliyet ailesinden kimsenin özel hayatı gizli kalmamaktadır.

AVAM KAMARASI

İngiliz parlamentosunun halkoylarıyla seçilen yasama organıdır. Seçimler her 5 yılda bir tekrarlanır. İngiltere’de 523, İskoçya’da 72, Galler’de 38, Kuzey İrlanda’da 17 seçim bölgesi vardır. Her seçim bölgesi bir parlamento üyesi çıkarır. Yani Avam kamarasında 650 parlamento üyesi vardır. Parlamento üyelerinden birisinin ölümü, istifa etmesi veya emekli olması durumunda derhal bir ara seçimle yeni bir üye görev başına getirilir.

 

İngiltere’de belirli kişilerin avam kamarasına seçilme hakları yoktur. Bunlar ; 1 seneden fazla süre hapis cezasına çarptırılmış kimseler, din adamları, askeri kuvvetler mensupları, polisler, devlet memurlarıdır. Bazı kimselerin sırf eğlence olsun diye seçimlere katılıp boşu boşuna yer işgal etmemeleri için adaylığını koyan herkesten 500 sterlin depozito alınmaktadır. Ve eğer seçim bölgelerinde %5’ten az oy alırlarsa bu depozito kendilerine iade edilmemektedir. İngiltere’de seçim kampanyalarında adayların seçilmek için harcayabilecekleri maksimum bir miktar vardır. Türkiye’deki gibi seçim kampanyalarında trilyonlar harcanmaz. Veya yer gök her yer bayraklarla, afişlerle donatılmaz.

 

Tüm Birleşik Krallık ve İngiliz Uluslar Topluluğu vatandaşları ile İrlanda Cumhuriyeti vatandaşları 18 yaşlarını doldurduktan sonra seçimlerde oy kullanma hakkına sahip olmaktadır. Ayrıca İngiltere’de sürekli oturma izni bulunanlar da parlamento seçimlerinde oy kullanabilirler. Elbette ki bunun için önceden gidip yerel merkezlere kayıt yaptırmaları gerekir. Kayıt yaptırmadığınız takdirde 400 sterlin para cezasına çarptırılırsınız. İngiltere’de oy kullanmak zorunlu değildir. Ancak kayıt yaptırmak zorunludur. Oy kullanmadığınız takdirde hükümet hakkında eleştiri yapmayın. Seçmenlerin %70-%80’i seçimlerde oy kullanır. Ayrıca yurt dışında 20 seneden az bir süredir yaşayan İngiliz vatandaşlarının da genel seçimlerde oy kullanabilme hakkı vardır. Ancak yerel seçimlere de oy kullanamazlar. Seçimler esnasında İngiltere dışında bulunan her seçmen posta yoluyla veya İngiltere’de bulunan bir yakınına vekâlet vererek oy kullanabilir. Bu elbette ki biz Türklere oldukça şaşırtıcı gelecektir. Seçim sandıklarından oyların çalındığı, seçimlerde her türlü sahtekârlığın yapıldığı bir ülkenin vatandaşı olarak Avrupa ülkelerinde seçmenlere bu kadar güvenilmesi oldukça şaşırtıcıdır. Türkiye’de de böyle bir uygulama olsaydı etraf sahte vekâletnamelerden geçilmezdi.

 

İktidara gelecek parti aynı Türkiye’de olduğu gibi en çok sayıda parlamento üyesi çıkaran parti olacaktır. Eğer oylarda eşitlik söz konusu olursa bir koalisyon hükümeti kurulur. Bu İngiltere’de az rastlanan bir durumdur. Seçim bölgelerinde en çok oy alan adaylar o bölgeden parlamento üyesi seçilirler. Yalnızca tek bir kişi yani oy çoğunluğuna sahip aday avam kamarasına girebilir. İkinciler veya üçüncüler giremez. Bunun adil bir sistem olmadığını düşünen pek çok kimse vardır. Özellikle de liberal demokratlar bu sistemi değiştirmek istemektedirler. Kendileri her seçimde milyonlarca oy almakta ancak parlamentoda yalnızca bir kaç koltuk elde edebilmektedirler. Parlamento üyeleri parti merkezlerinde veya kendi özel bürolarında seçmenleriyle buluşabilmekte, onların dertlerini, sorunlarını dinleyebilmektedirler. Kimi zaman sorulan sorulara cevap vermektedirler. Ayrıca isteyen seçmenler parlamento üyelerini avam kamarasında da ziyaret edebilme olanağına sahiptirler. Ancak parlamento üyelerini yerlerinde bulabileceğinizi zannetmiyoruz. Büyük bir olasılıkla ya öğle yemeğinde, ya golfte ya da tatildedirler.

 

Hükümetin başında bir başbakan bulunur. Başbakan parlamentoda en yüksek koltuk sayısına sahip partinin lideridir. Başbakan parti üyeleri arasından 20 kişi seçerek bakanlar kurulunu oluşturur. Ayrıca parlamentoda 80 tane de kıdemsiz bakan bulunur. Yani her bakanlığın 2-5 adet kıdemsiz bakanı bulunmaktadır. Her zaman aynı olaylar tekrarlanır, Başbakanın sadık bakanları başbakanın her dediğini onaylarlar ve bunun karşılığında mükâfatlandırılırlar. Onaylamayanlar ise arka planda kalırlar. Muhalefet partisinin lideri ise iktidar partisinin açıklarını yakalayıp parlamentoya sunmakla görevlidir. Daha doğrusu bunu kendisine görev bilir. İktidar partisinin görevini gerektiği gibi yerine getirip getirmediğini denetler. Bakanlar kurulu üyeleri parlamentoda ön sıralarda oturur. Diğer üyeler ise arka koltuklarda oturmaktadır.Her yeni yasama yılının başında Avam kamarası kendi üyeleri arasından bir başkan seçer. Başkanın görevi oturumları yönetmek, görüşmeleri düzenlemek ve üyelerin bu düzene uymasını sağlamaktır. Başkanın ölümü veya emekli olması durumunda yeni bir başkan seçilir. Başkan oturumlarda fikir beyan etmez veya oylamalara katılmaz. Ancak oylarda eşitlik söz konusu ise oy kullanır. Avam Kamarası Başkanlarına Westminster’da bir apartman dairesi tahsis edilir.

Zaman zaman basında ve televizyonlarda avam kamarasından seçme görüntülere yer verilmektedir. Parlamentoya kameralar ilk kez 1989 yılında girmiştir. Ve bir oturum sırasında koltukların çoğunun boş olduğu dolu olanlarda ise üyelerin horul horul uyuduğu görüntülenince halk büyük bir şok yaşamıştır. Genelde oturumlar halka açıktır. Ancak gizlilik taşıyan bazı konular halka kapalı olabilmektedir. Avam kamarasının da, Lordlar kamarasının da bir seyirci salonu vardır. Genelde Avam kamarasında oylama zamanlarında veya parlamento üyelerinin, bakanları sorularıyla sıkıştırdığı zamanlarda hareketlilik yaşanmaktadır.

 

İngiltere’de belli başlı üç siyasi parti vardır. İlki Muhafazakâr Parti, ikincisi İşçi Partisi ve sonuncusu da Liberal Demokrat Parti’dir. Bunların dışında da ufak tefek siyasi partiler vardır ancak bunlar ancak bazı bölgelerde seçmenlere sahiptirler. Bunlardan en önemlileri: Milliyetçi İskoçya Partisi, Birlikçi Ulster Partisi, Birlikçi Demokrat Parti ( Kuzey İrlanda), Plaid Cymru ( Galler), Yeşil Parti, Sosyal Demokrat Parti, Komünist Parti’dir.

LORDLAR KAMARASI

Genelde Lordlar Kamarasından, Avam kamarasının diğer tarafı diye bahsedilir. Lordlar kamarasında yaş ortalaması oldukça yüksektir. Emekli olmuş parlamento üyeleri de lordlar kamarasına girebilir. Lordlar kamarasında 1200 koltuk vardır. Lordlar kamarası üyeleri dört grupta toplanır.

1. Piskoposlar ve başpiskoposlar
2. Veraset yoluyla soyluluk unvanı almış tüm soylular
3. 1958 yılında çıkarılan Yaşam Boyu Soyluluk Yasası ile 1980’den sonra soyluluk unvanı verilmiş kimseler
4. Yargıçlar

 

Genelde Lordlar kamarasına katılım fazla olmaz. 1200 koltuktan yaklaşık 300 tanesi doludur. 20. Yüzyılın başlarına kadar Lordlar kamarasının geniş yetkileri vardı. Örneğin avam kamarası tarafından çıkarılmış yasaları veto etme hakkına sahiptiler. Oysa bugün bu yetkilerinin birçoğunu yitirmiş durumdalar. Yine de Lordlar kamarası İngiliz siyasi sisteminde en yüksek mahkemedir. Yalnızca İskoçya’daki davalara bakmaz. Lordlar kamarası üyeleri maaş almazlar. Ancak görevleri gereğince İngiltere içinde bir seyahat yapmaları gerekirse bu seyahatin giderleri devlet tarafından karşılanır. Lordlar kamarasına genelde avam kamarasının eski başkanı başkanlık eder. Lordlar kamarasının kurulması, bugün tarihte yapılmış en büyük hatalardan bir tanesi olarak gösterilmektedir. Çünkü sınıf ayrımı yapmak olarak nitelendirilmektedir. Pek çok kişi bu sistemin kaldırılması için çalışmaktadır.

DEVRETME

İşçi partisinin hedeflerinden bir tanesi de merkezi gücü Westminster’dan biraz da İskoçya ve Galler tarafına kaydırabilmektir. Bunu da İngiltere’de bölgesel hükümetler kurarak başarmayı planlıyor. Kuzey İrlanda’nın hâlihazırda bir parlamentosu var. İskoçya’da bağımsız bir hükümet kurulması fikri pek çok kesim tarafından destekleniyor. Milliyetçi İskoçya Partisi İskoçya’da iktidar hedefliyor. Ve ülkenin Birleşik Krallık’tan ayrılarak bağımsız bir cumhuriyet haline gelmesini arzuluyor. İşçi partisi de böyle bir şeyin olmasını engellemek için İskoçya ve Galler’e yönetimde bir parça söz hakkı vermeyi tasarlıyor.

YEREL HÜKÜMETLER

İngiltere’de yalnızca bölge halkını ilgilendiren konularda yerel yönetimler söz sahibidir. İngiltere’nin ve Galler’in pek çok bölgesinde hizmetler iki kurum arasında paylaştırılmıştır. Bunlardan bir tanesi yerel yönetim bölgesi komisyonu, diğeri de il komisyonlarıdır. Büyük şehirlerde ise ilçe teşkilatları hizmet vermektedir. Örneğin Londra’da 32 ilçe vardır. İskoçya’da bölgesel yönetimler, yerel yönetimler ve ada yönetimleri bulunmaktadır. Kuzey İrlanda’da ise yine bölgesel yönetim ve merkezi yönetim vardır. İngiltere ve Galler 53 bölgeye ayrılmıştır ve bu bölgeler de 369 alt bölgeye ayrılmışlardır. Metropolitan şehirler dışında kalan tüm bölgeler yerel seçimlerle işbaşına gelmiş belediyeler tarafından yönetilmektedir. İskoçya’da 9 bölge vardır. Ve bu 9 bölge de 52 bölüme ayrılmıştır.

İL VE İLÇE TEŞKİLATLARI

İl ve ilçe teşkilatları yerel yönetim hizmetlerini yerine getirirler. Bu hizmetler emniyet teşkilatı, eğitim, itfaiye, kütüphaneler, müzeler, toplu taşıma araçları, trafik düzenlemeleri, hukuk mahkemeleri, karakollar, kanalizasyonlar, otoyollar, yol güvenliği, sosyal hizmetler ve stratejik planlamadır. Diğer önemli hizmetler ise sağlık hizmetleridir. Bu hizmetlerin finansmanı merkezi hükümet tarafından karşılanır.

BELEDİYELER

Belediyeler, yerel planlama, endüstriyel gelişme, çevre düzenlemeleri, çevre sağlığı, vergi toplama, çevre temizliği, otopark vs. gibi hizmetlerden sorumludurlar. Ayrıca ilçe belediyeleri de bulunmaktadır. Bu belediyelerin belirli sorumlulukları vardır. Örneğin mezarlıklar, cenazeler, yerel planlama, umumi tuvaletler, sebze bahçeleri, kaldırımlar gibi konularla belediyeler ilgilenmektedir.
Belediye seçimleri her 4 yılda bir yapılmaktadır. Tüm yerel yönetim teşkilatları partiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bazıları bağımsız çalışmaktadır. Tüm teşkilatlarda bir başkan bulunmaktadır. Büyük şehirlerde başkana “belediye başkanı” denilmektedir. Yerel yönetim seçimlerine adaylık oranı parlamento seçimlerinden çok daha düşüktür. Parlamento adaylarında da yerel yönetim adaylarında da aranan özellikler aynıdır. Yerel yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmez ancak iş sebebiyle yaptıkları masraflar karşılanır. Belediyeler finansmanlarının %25’ini “Council Tax’den” ( Belediye Vergisi) karşılarlar. Geriye kalan kısım da merkezi hükümet tarafından karşılanır. İngiltere’de belediyeler 2 milyondan fazla kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır.

 

Hukuk Sistemi

İngiltere, Galler ve İskoçya’nın her birinin ayrı ayrı hukuk sistemleri, mahkemeleri vardır. Her ne kadar aralarında pek çok benzerlik bulunmaktaysa da bir o kadar da derin uçurumlar bulunmaktadır. Kuzey İrlanda kanunları, İngiltere ve Galler kanunlarına son derece benzerdir. Ancak İskoçya kanunları diğerlerinden apayrıdır. Satış sözleşmeleri, tüketici hakları, miras ve gençlerin hakları konusunda farklılıklar söz konusudur. İngiltere kanunları içlerinde en modern olanlarıdır. Medeni hukuk ve ceza hukukunda da büyük farklılıklar bulunmaktadır. İngiltere hukuk sistemi en çok oturmuş hukuk sistemlerinden bir tanesidir. Pek çok ülke İngiltere hukuk sistemini kendisine örnek almıştır.

 

İngiltere’de fazla ciddiyet taşımayan davalar hukuk mahkemeleri (Magistrates Court) tarafından görülürler. Bu mahkemelerde hem medeni hukuk davalarına hem de ceza davalarına bakılır. Hukuk mahkemelerinde davalarda 3 yargıç birden bulunur. Dava bu yargıçların ortak kararıyla sonuçlanır. Yargıçlara davalarda bir de asistan eşlik eder. 17 yaşından küçük çocuklarla ilgili davalar çocuk mahkemelerinde (Juvenile Court) görülür. Ufak çaplı medeni hukuk davaları ile İl Mahkemeleri (County Court) ilgilenir. İngiltere ve Galler’de yaklaşık 300 tane İl Mahkemesi bulunmaktadır. Davalının veya davacının hukuk mahkemesinin verdiği karara veya cezaya itiraz etme hakkı vardır. Bunun için bir üst mahkemeye başvurması gerekmektedir. Medeni Hukuk davası sonuçlarına itiraz etmek için yüksek mahkemeye (High Court), ceza davalarının sonuçlarına itiraz etmek için de kraliyet mahkemesine (Crown Court) başvurmak gerekmektedir.

 

Ayrıca medeni hukuk davaları “Queen’s Bench”, “Family Division” veya “Chancery Division’da” da görüşülebilmektedir. Medeni Hukuk Davaları yüksek mahkemelerde, Ağır ceza davaları ise (kasıtlı veya kasıtsız adam öldürme, tecavüz, silahlı soygun vs.) kraliyet mahkemesinde (crown court) bir yargıç ve jüri ile görülür. İngiltere mahkemelerinde jüri 12 kişiden İskoç mahkemelerinde ise 15 kişiden oluşmaktadır. İngiltere'deki seçimlerde oy kullanma hakkı olan 18-65 yaş arası ve İngiltere’de 5 yıldan uzun bir süredir ikamet eden herkes jüri üyesi olabilir. Jüriye üye seçilmek Türkiye'deki askerlik gibi zorunludur. Size jüri üyesi olduğunuz tebliğ edilir ve siz bu tebliğe uyarsınız.

 

Yüksek mahkeme veya kraliyet mahkemesi tarafından suçlu bulunanların “Court of Apeeal” a itiraz edebilme hakları vardır. Ancak şunu unutmayın ki tüm mahkemelerde bir yığın birikmiş itiraz dilekçeleri vardır.İngiltere’de bir ceza veya hukuk davasının görülebileceği en üst mercii Lordlar Kamarası’dır. Genelde tüm kamuoyunu meşgul eden davalar Lordlar kamarasına aktarılmaktadır. İngiltere mahkemesi yargıçlarının vermiş olduğu kararlar Avrupa birliği kanunları ile çelişki içindeyse davalı Avrupa Mahkemesi (Lüksemburg’da bulunmaktadır) veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (Strasbourg’da bulunmaktadır) itirazda bulunabilir. Ancak Avrupa ülkelerinde pek çok kimse Avrupa mahkemelerinin gereksiz olduğunu düşünmektedir. Çünkü hiç bir ülke işine karışılsın istememektedir. Şunu aklınızdan çıkarmayın ki itiraz edilen mahkeme kararlarının yalnızca %25’i değişikliğe uğramaktadır. Bu da demek oluyor ki İngiltere mahkemelerinin kararlarına boyun eğmek zorunda kalacaksınızdır. İtiraz davalarından kazançlı çıkan yalnızca avukatlardır.

 

İngiliz kanunlarına göre, davalının veya davacının avukat tutma gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. İngiltere’de avukatlık ücretlerinin astronomik olduğunu göz önünde bulundurursak pek çok kişi basit davalarda avukat tutmak yerine kendi kendini savunabilmektedir. Ancak önemli davalarda avukat bulundurmamak deliliktir.

İngiltere’de iki tür avukat bulunmaktadır. “Solicitor” ve “Barrister”. İkisinin de Türkçe karşılığı avukattır. Ancak solicitor daha alt mahkemelerde ve daha basit davalara bakar. Örneğin hukuk mahkemelerinde ve il mahkemelerindeki avukatlardır. Barrister ise üst mahkemelerdeki büyük davalara bakar. Örneğin kraliyet mahkemesindeki avukatlardır. “Queens Council” ya da QC en üst düzey avukattır. Tüm avukatlar içinde en bilgili ve deneyimli olanlar QC’lerdir. Barrister’ler astronomik ücretler alır. Ve abartmıyoruz ama QC’ler yılda 1.000.000 sterlin kazanmaktadırlar. Bu da QC’lerin neredeyse kanunun bile üstünde yer aldıklarını gösteriyor.

HUKUK MAHKEMELERİ (MAGISTRATES COURTS)

İngiltere’de önemli hukuk davaları Yüksek Mahkemelerde (High Court), daha basit hukuk davaları ise Hukuk Mahkemelerinde (Magistrates Court) görülür. Bu nedenle yüksek mahkemelerdeki yargıçlar, hukuk mahkemelerindeki yargıçlara göre daha bilgili ve deneyimlidir. Hukuk mahkemelerinde görülen dava sayısı yüksek mahkemelere göre çok daha fazladır. Hukuk mahkemelerinde davalar genelde para cezası ile sonuçlanır. Hâkimler para cezasına karar verirken biraz da davalının ödeme gücünü göz önünde bulundurmaktadır. İngiltere’de bu konu ile ilgili anlatılan komik bir hikâye vardır. Para cezasını ödemediği için hâkim karşısına çıkartılan bir hayat kadını hâkime şöyle cevap vermiştir: “Cezamı ödeyemiyorum. Çünkü ne zaman para kazanmaya gitsem beni yeniden tutukluyorsunuz.” Hukuk mahkemeleri bazen de davalıları ağır ceza mahkemesine sevk edebilmektedir.

AVUKATLIK ÜCRETLERİ

Avukatlık ücretlerinin bu kadar yüksek olması insanları umutsuzluğa düşürmektedir. Çoğu kişi “Suçsuz olduğumu kanıtlayabilmem için mutlaka zengin mi olmalıyım” diye isyan etmektedir. Bu da demek oluyor ki İngiltere mahkemelerinde adalet zenginlerden yanadır. Normal bir avukat saatte 100 sterlin kazanmaktayken bir QC saatte 650 sterlin talep etmektedir. Bu elbette ki dava dosyasını hazırlamak için ofiste geçirdiği saatler içindir. Mahkemede geçirdiği günler içinse günlük 3000 sterlin almaktadır. Bu da yılda 1.000.000 sterlini garantilemektedir. İngiltere’nin hukuk sistemi adalete hizmet etmek yerine, avukatları zengin etmek üzerine kurulmuştur adeta. Bu yüzden de pek çok kişi mahkemede kendi savunmasını kendi yapmaktadır. Özellikle de boşanma ve şirketlerin tasfiye davalarında. Ancak yine de pek çok İngiliz’in bir mahkeme savunmasının nasıl yapılacağı konusunda en ufak bir fikri bile yoktur.

 

İngiltere’de pek çok kimse dava açmaktan çekinmektedir. Eğer çok önemli bir zarar söz konusu değilse gidenlerin üstüne bir bardak soğuk su içmeyi tercih etmektedirler. Çünkü mahkeme ile kazanacaklarının mahkeme masraflarından çok daha düşük olacağının bilincindedirler. İngiltere’de bir avukattan danışmanlık hizmeti almanın boş çek imzalamak ile aynı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. İngiliz hükümeti bu sorunun farkındadır ve artık bu astronomik rakamlara bir dur demek istemektedirler. Ancak avukatlar hallerinden memnundur.

ÜCRETSİZ YASAL DANIŞMANLIK

İngiltere’de yasal pek çok konuda ücretsiz danışmanlık hizmeti alabileceğiniz kuruluşlar bulunmaktadır. Avukatlara bir servet harcamadan önce bu kuruluşları bir araştırmanızı öneriyoruz. Bu kuruluşlar bedava veya çok cüzi ücretlerle, herkese ırk, millet ayrımı yapmaksızın hizmet vermektedirler. Ayrıca hizmet talep edebilmeniz için İngiltere’de bulunma sürenize bakılmamaktadır. Pek çok özel şirketin kendi bünyesinde özel hukuk danışmanları bulunmaktadır. Eğer bu kuruluşlardan yeterli bilgi alamazsanız ancak o zaman bir avukata danışmayı deneyin. Ancak insanlar kanunlardan korktukları için en ufak bir yasal olayda bile başlarına bir şey gelmemesi için avukat tutmaktadırlar.

 

Eğer hakkınızda çok ciddi suçlamalar varsa veya çok ciddi bir suçtan itham ediliyorsanız asla tek bir yerden yasal danışmanlık hizmeti almayın. Her zaman ikinci bir seçeneğiniz de olsun ki ikisinin de tavsiyelerini karşılaştırın. Bu ister CAB (Citizens Advice Bureau) olsun ister bir avukat olsun mutlaka ikinci kişilere de danışmanızı öneriyoruz. Eğer yanlış tavsiyeler alırsanız, başınız ciddi şekilde yanabilir. Herhangi bir sözleşme imzalamadan önce sözleşmenin maddelerinde tereddüde düştüyseniz veya hak ve sorumluluklarınızı tam olarak algılayamadıysanız imzalamadan önce sözleşmeyi bir avukata göstermenizi tavsiye ediyoruz. Çünkü sözleşmelerin çoğunda beklenmedik tuzaklara rastlanmaktadır. Ulusal Tüketici Komisyonu sözleşmelerdeki anlaşılmaz ve karmaşık sözcüklerin kullanımını yasaklamıştır. Ayrıca sözleşmeler konusunda CAB’dan veya bir hukuk merkezinden yardım isteyebilirsiniz.

Ayrıca yasal konularda vatandaşlara hizmet veren bir danışma ve destek hattı da mevcuttur. “Lawline” adlı bu servise 0898-600600’den ulaşabilirsiniz. Ücretli bir hattır. Ancak avukata danışmaktan daha ucuza geleceğinden emin olabilirsiniz. Which?Books yayınlarının “Legal Problems Solved” (Yasal Sorunlara Çözüm) isimli kitabı da oldukça faydalı bilgiler içermektedir.

CAB: CITIZENS ADVICE BUREAU (VATANDAŞLAR İÇİN DANIŞMANLIK BÜROSU)

1939’da İkinci Dünya Savaşı sırasında vatandaşlara destek vermek amaçlı kurulmuştur. Ve o yıllardan bu yana bağımsız olarak hizmet vermektedir. Danışabileceğiniz konular; Sosyal Güvenlik, tüketici hakları, yerel bilgiler, iş bulabilme, kanunlar, sağlık, göçmenlik, vergilerdir. Ayrıca aileniz ve kendinizle ilgili konularda da tavsiyeler alabilirsiniz. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’da 1200’ün üzerinde CAB bürosu bulunmaktadır. İskoçya ise diğer Birleşik Krallık ülkelerinden ayrı bir CAB kurumuna sahiptir. Bu kurumun da İskoçya’da 61’e yakın bürosu bulunmaktadır. CAB hakkında daha ayrıntılı bilgi için: “Antional Association of Citizens Advice Bureaux. Myddelton House, 115-123 Pentonville Road, London N1 9LZ (0207-833 2181) ile irtibat kurabilirsiniz.

BASİT DAVALAR MAHKEMESİ

Eğer 5.000 sterlinden daha düşük bir dava söz konusu ise basit davalar kanununa tabisiniz. Bu da demek oluyor ki dava hazırlıklarınızı kendiniz yaparsınız ve kendi savunmanızı da kendiniz gerçekleştirirsiniz. Avukat tutmanıza gerek yoktur. Mahkeme masrafları davasına göre yaklaşık 12–65 sterlin arasında değişmektedir. Ancak eğer siz haklı bulunursanız mahkeme masraflarını karşı taraf karşılayacaktır. İl mahkemelerinden temin edebileceğiniz bir EX50 broşürü, basit davalarda avukat tutmadan kendi kendinizi nasıl savunacağınızı anlatmaktadır.

OMBUDSMEN

Türkiye’de böyle bir uygulama olmadığı için Türkçe’de Ombudsman’ın karşılığı olan bir kelime yoktur. Ombudsman halkın şikayetleriyle ilgilenen memur anlamına gelmektedir. Devlet tarafından görevlendirilirler. Ve genelde şirketler ve halk arasındaki ilişkileri düzenlerler. Bu konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız CAB’ye danışabilirsiniz.

 

Polis ve Olaylar

İngiltere’de son yıllarda cinayet ve diğer suç vakalarının arttığı göze çarpmaktadır. Yılda yaklaşık 500 cinayet olayına rastlanmaktadır. Bu da cinayet vakaları ne kadar artmış olursa olsun diğer Avrupa ülkelerine göre son derece düşük bir rakamdır. Yani İngiltere’de boğazınıza yemek takılıp ta ölmeniz, cinayete kurban gitmenizden daha olası bir durumdur. Diğer suç vakalarına gelince, İngiltere’de en çok karşılaşılan suç vakaları: araba hırsızlığı, yan kesicilik, eve soygun, haneye tecavüz, diğer soygunlar, soygun esnasında yaralama, tecavüz ve dolandırıcılıktır. Ayrıca bazı gençler sırf macera olsun diye başkalarının arabalarını kaçırabilmektedir. Bugün İngiltere’de insanlar çok önemli suçlar dışında suç işlenmesine göz yummakta ve şikâyette bulunmamaktadır. Bunun nedeni de mahkemelerde boşuna zaman kaybetmek istememeleridir. Tıpkı Türkiye’deki gibi. Kim gidecek mahkemelerde uğraşacak. Dava açacak. Çoğu insan bundan kaçmaktadır. Çünkü olayı çözmeyeceğinin farkındadırlar. İstatistiklere bakıldığında İngiltere’de bugüne kadar açılmış davaların yalnızca %20’sinin çözüme kavuştuğu görülmektedir.

 

İngiltere’de bazı şehirlerde şiddet olayları oldukça yaygınlaşmıştır. Özellikle de çocuklar arasında.Bugün pek çok kimse sokaklarda saldırıya uğrama tehlikesi altındadır.30 yaş üzeri erkeklerde bu tip olaylara daha sık rastlanmaktadır. Ancak yine kayıtlar incelendiğinde sokaklarda meydana gelen olaylardan yalnızca dörtte birinden polisin haberi olduğu saptanmıştır. Kasabalarda bu tip olaylara daha nadir rastlanmaktadır. Bu yüzden kasabalarda hangi saatte olursa olsun elinizi kolunuzu sallaya sallaya yürüyebilirsiniz. Pek çok suç genelde uyuşturucu ile bağlantılıdır. Son yıllarda İngiltere’de uyuşturucu kullanımının hızla artmasıyla pek çok silahlı çete ve mafya işin içine girmiştir. Şiddet olaylarının bu kadar artması sonucunda polis sürekli insanları uyarmaktadır. Özellikle genç bayanlara geç saatlerde sokaklarda yalnız yürümemelerini tembih etmektedir. Ayrıca üniversite öğrencisi genç kızlara tecavüz vakaları da sık sık görülmektedir.

 

İngiltere’de genelde insanların en çok korktuğu şey saldırıya uğramaktır. Bu yüzden de geç saatlerde ne sebeple olursa olsun evlerini terk etmek istemeyen pek çok kimse vardır. Psikologlar suç olaylarının bu kadar artmasının ardında yatan sebeplerin; yoksulluk, geleneksel aile yapısının bozulması, sosyal değerlerde azalma, ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki yetersizlikleri ve çocuklarına olan ilgisizlikleri olduğunu düşünüyorlar. Bugün İngiltere’de pek çok genç insanın veya çocuğun suç işlemesi 10 yaşından sonra kontrolden çıkmalarından kaynaklanıyor. Ayrıca polis ve gençler arasındaki sürtüşmeler, gençlerin sürekli ayaklanması ve düzene karşı boykotlar yapması polis ve gençleri karşı karşıya getiriyor. İngiltere’ye giden Türk gençlerine böyle olaylardan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz. Aksi halde sınır dışı edilebilirler.

 

Artan bir diğer suç grubu da cana değil de mala kasteden suç olayları. Soygunlar ve haneye tecavüz olayları, araba hırsızlıkları en yaygın olanlardır. Avrupa’da çalınan araba sayısı en yüksek olan ülke İngiltere’dir. Aynı zamanda soygun olaylarının en çok yaşandığı ülke de İngiltere’dir. Eğer İngiltere’nin büyük şehirlerinden bir tanesinde arabanızı otoparka bırakıyorsanız. Geri geldiğinizde onu bulamamanız veya içine girilmiş olma olasılığı %25’tir. İngiltere’de tüm suç vakalarının %20’si Londra’da gerçekleşir. Hatta profesyonel hırsızlar Londra’daki tarihi eserleri ve antikaları bile büyük bir başarıyla çalarlar. Dolandırıcılık suçlar arasında en saygın yere sahip olandır. Çünkü elinizi kirletmenize gerek yoktur. Bugün en çok karşılaşılan dolandırıcılık olayları kredi kartı sahtekârlıkları ve vergi kaçırmadır. Özellikle gelir vergisi ve KDV en çok sahtekârlığa maruz kalan vergilerdir. Bu da her yıl İngiltere’ye milyonlarca sterlin kaybettirmektedir. Ve tüm soygunlardan, hırsızlıklardan çok daha yüklü miktardadır.

 

İngiltere’nin artan suç olayları konusunda aldığı en büyük tedbir, bu suçların cezalarını arttırmak ve mümkünse hapis cezası uygulamaktır. Bugün İngiltere en ufak suçlarda bile suçlu hapis cezası ile cezalandırabilmektedir. Özellikle trafik kurallarını ihlal edenleri, TV ruhsatı almayanları, vergi ödemeyenlerin gözünün yaşına bakılmamaktadır. Ayrıca İngiltere’de cezalarda ayrımcılık söz konusudur. Aynı suçu işleyen kadınlar ve erkeklerden, kadınlara daha ağır cezalar verilmektedir. Bu da kadın hapishanelerinde boş yer kalmamasına yol açmıştır. Son yıllarda kadın hapishanelerinde %30 nüfus artışı söz konusu olmuştur. Hapishanelerde yaşanan bir diğer problem de siyah ırktan ve beyaz ırktan kişilerin aynı hücrelere konulmasıdır. Bu da iki ırk arasında kavgalar yaşanmasına, suçluların sicillerine yeni suçlar eklenmesine ve hapishanede yatacakları sürenin çok daha uzamasına neden olmaktadır. Özet olarak İngiltere Avrupa’nın en çok hapis cezası uygulanan ülkesidir. Ve yine Avrupa’nın en çok ömür boyu hapis cezası uygulanan ülkesidir.

Yukarıdaki satırlar elbette ki İngiltere’ye gitme hazırlığı içerisindeki Türkleri oldukça korkutmuştur.

Ancak şunu unutmayın ki hiç bir Avrupa ülkesi Türkiye’den daha emniyetsiz olamaz. Bu yüzden içiniz rahat bir şeklide İngiltere’ye gidebilirsiniz. Sonuçta suç her ülkede her toplumda vardır. Suç işlenmeyen tek yerin cennet olduğu kanısındayız. Bu yüzden her ne kadar son yıllarda İngiltere’de suç olaylarında artış söz konusu olsa da diğer Avrupa ülkelerine göre İngiltere hala çok daha emniyetlidir. Eğer malınıza dikkat ederseniz ve suç vakalarına sık rastlanan yerlerden uzak durursanız zarar görme şansınız daha düşük olacaktır. Evinize, eşyalarınıza ve arabanıza sigorta yaptırmanızı öneriyoruz.

POLİS TEŞKİLATI

İngiltere’nin ulusal bir polis teşkilatı bulunmamaktadır. Bunun yerine yerel polis teşkilatları kurulmuştur. Bugün 43’ü İngiltere ve Galler’de, 8’i İskoçya’da ve 1’i Kuzey İrlanda’da olmak üzere İngiltere’de toplam 52 yerel polis teşkilatı bulunmaktadır. Bu teşkilatların her biri ya bir ilden, ya bir bölgeden veya metropolitan bir alandan sorumludurlar. İngiltere’de polisler trafik polisi, çelik kuvvet vs. gibi farklı kategorilere ayrılmamışlardır Her polis aynı üniformayı giyer ve aynı görevleri üstlenir.

 

İngiliz polisi, dünyada silah taşımayan nadir polis kuvvetlerindendir. Tek silahları coplarıdır. Ancak son yıllarda terör vs gibi tehlikeli görevleri olan polisler silah taşımaktadırlar. Bu İngiltere’de oldukça hassas bir konudur. Çünkü geçmiş yıllarda bazı masum insanlar polis kurşunlarına kurban gitmişlerdir. Bazı polis güçlerinin teleskopik copları ve suçluları etkisiz hale getirmek için sprey kullanmaktadırlar. Ayrıca yakın zamanda görev başında öldürülen pek çok polis memurunun haberleri tüm İngiltere’de yankı uyandırmıştır. Bu da polisler silah taşısın mı taşımasın mı tartışmasını yeniden gündeme getirmiştir. Ancak polislerin %80’i silah taşımak istememektedirler. Pek çoğu silah taşımak yerine istifa edeceğini dile getirmektedir. Yalnızca Kuzey İrlanda’daki polisler silah taşımaktadır. Bu da acil durumlar içindir. İrlanda polisi ile İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) arasında sürekli bir çatışma söz konusu olduğu için İrlanda polisi savunma amaçlı silah taşımaktadır.

 

Birleşik Krallık’ta tüm polisler genelde aynı üniformayı giyer. İngiltere ve Galler’in kasklı polis üniformaları tüm dünyada bilinmektedir. Diğer polis memurları ise siyah beyaz ekoseli bantlı bir kasket takarlar. İskoçya farklı bir hukuk sistemine sahip olmasına rağmen polis güçleri tüm Birleşik Krallık’ınkilerle aynıdır. İngiltere’nin tüm gün görev yapan polis güçlerinin yanısıra herhangi bir ücret almadan part-time polis memurluğu yapan İngilizler’de vardır. Trafik polisleri trafikle ve yollara park etmiş otomobillerle ilgilenirler.

 

İngiltere polisi bir zamanlar dünyanın en saygın polis güçleri idi. Ancak son yıllarda İngiltere’de polislerle ilgili pek çok kötü söylenti yayılmıştır. Ve ünleri önemli derecede zarar görmüştür. Halk anketleri incelendiğinde halkın büyük bir çoğunluğu polis teşkilatından şikâyetçidir. Pek çok İngiliz artık 999’u çevirdiklerinde telefonun diğer ucundaki sesten bekledikleri ilgiyi göremediklerini belirtmektedirler.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

Recep İvedik II gişede A.R.O.G'u geçecek mi?



Tüm Anketler

Anasayfa | Gizlilik Hakları | Hakkında | İletişim | Linkler | Online Mp3 Müzik | Online Tv izle | Oyun-Game | Reklam | Sponsorlar | Tv Dizileri | Videolar
Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

 'İngiltere' 'Londra' 'Avrupa' Türk  haber sitesi .
© 2008 by Cep Tv UK News Great Britain / Birleşik Krallık / Londra
 

Cep Tv Haber - İngiltere
Supporters | Yazar Girişi